Ara
  • Tugce Durmus

FRANCESCA WOODMAN : SANATA ADANMIŞ BİR HAYAT

22 yaşında intihar ederek hayatına son vermiş fakat bu kadar kısa süreye birçok eser sığdırmış ve tüm hayatını sanatına adamış bir kadın Francesca Woodman. Fotoğraf sanatını yazı ile birleştirerek eserlerinin zenginliğini arttırmış, sürrealist akımdan etkilenmiş ve kadın bedeni, öz portre gibi temalardan faydalanarak, sanatını 'Ben Kimim?' sorusundan etkilenerek oluşturmuş.


1958 yılında Boulder, USA'da seramikçi bir anne ve ressam bir babanın çocuğu olarak, sanatçı bir ailenin içine doğdu. Anne babası ayı zamanda Colorado Üniversitesi'nde Sanat departmanında eğitmenlik yapıyorlardı. Babasının ona 13 yaşında aldığı kamera ile o da sanat hayatına başladı. Genç kızlığında tuttuğu günlüğüne de kendi cümleleriyle şu şekilde aktardı; 'Bugün Newport'tan aklımda birçok düşünce ve yeni bir şapkayla geldim. Bence eve döndüğümde çanta, eller gibi objelerin fotoğraflarını çekmeliyim, 'Kayıp bir kadının ipuçları.'' Aklında birçok fikrin olmasını, bu kadar kısa sürede ürettiği yaklaşık 800 adet fotoğraf ve ölmeden hemen önce çıkardığı kitabı 'Some Disordered Interior Geometries' den de anlayabiliriz.


Francesca 1975 yılında fotoğrafçılık okumaya Rhode Island School of Design'da başladı. Bu dönem (1975-1981) aynı zamanda hayatının en üretken dönemiydi. Aynı zamanda bu sıralarda sürrealizmden etkilenmeye başladı. Francesca'nın hayatı boyunca en çok etkilendiğini bildiğimiz isimlerden birisi Gertrude Stein ve bir diğeri ise sürrealiest yazar Andre Breton. Andre Breton'un metin ve görseli bir arada harmanlayarak kullanması gibi Francesca da aynı yöntemi kullanarak sanatını oluşturmaya başladı.








‘Then at one point, I did not need to translate the notes’ Providence,1976












‘And I had forgotten how to read music’ Providence, Rhode Island, 1976








Andre Breton'un en meşhur eseri olan 'Nadja' 'Who am I?/ Ben kimim?' sorusu ile başlar. Fotoğraflarında çoğunlukla kendini kullandığı düşünürsek, sanatına aynı zamanda kendi özüne yolculuk olarak da bakabiliriz. Francesca fotoğrafları oluşturmadan önce kafasında bir kompozisyon kurup buna göre fotoğraflar oluşturuyordu. Eserlerinde çoğunlukla kendini kullansa da başka kadınları da kullandığı fotoğrafları da var, fakat tek değişmeyen şey kadın bedeni. Kadın bedenini eserlerinin ana objesi olarak kullanıyor. Bunları ise bir metinle birleştirerek aslında sanatındaki anlamı daha kuvvetli hale getiriyor. Fotoğraflarındaki, kadın çıplaklığının deformasyonu, bulunan nesnelerin çekiciliği ve harap iç mekanlar gibi temalar Sürrealist fotoğrafçılığın taşıdığı özelliklerden diyebiliriz.


House 4, (1975-76) House 3, (1975-76)


Rhode Island Design'da eğitim aldığı süre içinde 'House' isimli bir seri oluşturdu ve burada uzun enstantane hızı ve çift pozlamayı ilk defa kullanmaya başladı. Bu şekilde hem kendi fotoğraflarında aktif bir şekilde yer alabildi ve hareketin farklı aşamalarını gözlemleyebildi. Kullandığı yöntem sayesinde net almayan görüntüler elde etti ve hareket halini fotoğraflarına aktardı. Uzun pozlama, Francesca fotoğrafta beliriyor mu yoksa kayboluyor mu? sorusunu meydana getiriyor. Aslında bu çalışmasını en iyi kendi sözleri anlatıyor. 'Resimde miyim? İçeri mi giriyorum yoksa resimden mi çıkıyorum? Sadece köşede duran bi kız değil, hayalet, hayvan ya da ceset de olabilirim…' Francesca Woodman.







Space2, Providence, RI (RISD), 1976














Space2, Providence, RI (RISD), 1976










Öğrenciyken bir diğer yaptığı fotoğraf serisi Space2. Burada House serisindeki gibi uzun pozlamayı tekrar kullanıyor fakat ilk fotoğraftaki gibi fotoğrafın ışığıyla da oynayarak, vücudunu ve suratını tam anlamıyla bulanıklaştırıyor.

1978 yılında Rhode Island Design okulunu bitirdikten sonra Roma'ya eğitim hayatına devam etmeye ve sanatı üzerine çalışmaya gidiyor. Italya'ya ailesiyle daha önceleri de gezilere gittiklerinden dolayı İtalyanca da biliyordu. Kişisel olarak benim en beğendiğim çalışmaları bu dönem Roma'daki yağlıboyalar ve heykellerden etkilenerek oluşturdukları.








Untitled, Antella, Italy, 1977-1978

















November has been a slightly uncomfortable baroque, Antella, Italy, 1977-8








Antella'da yaptığı çalışmalarında özellikle Italya'daki sanatın üzerindeki etkisini görüyoruz. İki fotoğraftada adeta beyaz mermer bir heykel gibi gözüküyor. Fotoğraflar Rönesans dönemi resminin ve heykellerinin esintisine sahip. Kompozisyonlar sade, net, zarif ve özellikle ikincisinde simetrik gözüküyor. Francesca bu dönemde en bilindik ve etkileyici işlerinden olan 'The Angel' (Melek) serisini de oluşturdu. En çok bu seriden görsel paylaşacağım çünkü çok etkileyici olduklarını düşünüyorum.

From Angel Series, Italy, 1977 – Untitled, Rome (1977-78)

On Being an Angel # 1, 1977

Angel Series , 1977 Self-Deceit #1, Rome, Italy 1978


İşlerinde genellikle farklı açılar, objeler kullanarak aslında hep bir gizemli bir hava oluşturuyor. Bize hiç bir zaman tam görünen şekilde vermiyor objeyi yada düşünceyi. Kendi cümleleriyle de şöyle anlatıyor eserlerini 'Sana görmediğini göstereceğim - vücudun iç gücünü.' Francesca Woodman. En çok kullandığı objelerden birisi de aynalar.

Ayna, bir çok sanatçı tarafından (ressam,heykeltıraş..) çok eski zamanlardan beri öz portrelerini oluşturak amacıyla kulanıldı. Francesca'da bi çok işinde aynadan yararanıyor. Bazen kendini yansıtmak amacıyla, bazen ise arkasına saklanarak objenin anlamıyla kompozisyonuna uygun olarak oynuyor yada aynı objenin kullanımını değiştirerek kompozisyonla oynuyor. Bunun yanında kadın çıplaklığını fotoğraflarının çoğunda kullanıyor. Kendi bedenini de işlerinde olduğu gibi bir örtünme telaşına girmeden, sanatı için kullanıyor.

Roma'daki eğitiminin ardından New York'a giderek orada bir moda fotoğrafçısı olarak hayatına devam ediyor. Fakat burada sanatıyla ilgili istediği sonuçları alamıyor. Yüzlerce yere portfolyosunu göndermesine rağmen sanatının anlaşılmadığını düşünüyor. En son 'Some Disordered Interior Geometries' kitabını çıkarıyor. Burada fotoğrafları yine metinlerle harmanlayarak paylaşıyor. Ardından ise 800 tane fotoğraf işi ve kitabı olmasına rağmen istediği sonuçları alamayınca stüdyosunun camından atlayarak 22 yaşında hayatına son veriyor.

Francesca Woodman, döneminde hatta hala günümüzde sıradışı, diğerlerinden farklı olan bir kadın sanatçı. Cesur, çünkü üretmeye cesaret etmiş, kendi sanatı için savaşmış ve durmadan ama durmadan üretmiş bir kadın. Fakat görülemediği için sanatının farkına varılmadığı için yaşamaktan vazgeçmiş ve yine geç fark edilmiş bir yetenek.

15 görüntüleme
 

©2020, Sanat Tarihi tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now