Ara
  • Tugce Durmus

ANA MENDIETA : BEDEN VE DOĞA


Ana Mendieta, sanat alanında yeni konseptler oluşturmuş, aynı zamanda yağtığı sanat eserleriyle önemli mesajlar vermiş bir feminist, sanatçı, aktivitst, ressam, heykeltıraş, video sanatçısı ve bir performans sanatçısı. Eserlerinde beden ve zaman, mekan ve doğa gibi soyut kavramlar arasındaki ilişkilere ve cinsiyet, etnik köken ve milliyet gibi somut kavramların günlük hayatımızdaki etkilerine değinmiş.


Ana Mendieta, 18 Kasım 1948 doğumlu. Havana, Küba'da doğuyor fakat, Fidel Castro döneminde, 20 yaşında iken kız kardeşiyle beraber ülkesini terkedip Amerika'ya göç ediyorlar. Küçük yaştan beri sanata ilgisi olan Ana, burada resim sanatı üzerine eğitim alıyor. Fakat daha sonraları kariyerinde performans sanatı üzerine ağırlık veriyor. Eserlerinde ağırlıklı olarak doğa ile kendi bedeni arasında sağladığı bağlantıyı görüyoruz. 'Earth-Body' isimli sanat formunu keşfediyor ve dolayısıyla öncüsüde oluyor.

Ana Mendieta's Siluetas series

'Creek' - (1974)


Yer/toprak üzerinde kan,su,pudra yada ateş gibi doğal maddeleri kullanarak izler bırakıyor. Bu yolla aslında yeryüzü ve insan arasındaki bağı tekrar kuruyor ve bir dönüşüm/dönüştürme sağlıyor. Ana Mendieta'nın çalışmalarında dönüşüm, kimlik ve yeniden doğuş kavramlarını sorguluyoruz. Kendi eserlerini aynı zamanda doğa üzerinde heykeller yapmak olarak da yorumluyor. İnsan bedenini, doğayı dönüştürüyor ve onlara farklı kimlikler farklı kavramlar kazandırıyor. 'Silueta' ismini verdiği, doğada vücut şeklinde izler bıraktığı çalışmalarının yanında değişik beden silüetleri çizdiği işleri de var. Ana'nın bu işleri de diğerleri gibi oldukça zamansız, uluslararası, spesifik bir kültüre ait olmayan eserlerdir. Hangi yaştan, kültürden, ülkeden birisine gösterseniz, hepsine ulaşabilecek eserlerdir. Bu onun çok önem verdiği bir konuydu. Sadece geometrik şekil ve çizgileri kullanarak çıkardığı çizimlerin güzelliği aslında bunların sadeliğinden, yalınlığından geliyor. Çizimler çok tanıdık, anlaması kolay, belki birçoğumuza eski çağlardaki kadın bedeni figürlerini(çizimler, küçük heykeller) anımsatıyor.


Sandwomen (1983)


Aynı zamanda feminist ve aktivist bir tarafı da olduğu için işlerinde bunlarında yansımalarını görüyoruz. Çizimlerde ve bıraktığı silüetlerde ağırlıklı olarak kadın bedenini kullanıyor. Kadın bedeninin, kadın kimliğinin tekrar yaratımı, tekrar doğuşunu gerçekleştiriyor. Kadının bir obje olarak kullanılmasına tepki olarak yaptığı çalışmalarından bazılarına sırayla bakalım.


Glass on Face, Body (1972)


Distortion / Çarpıtma olarak da bilinen bu işiyle aslında yine çok yalın bir dille anlatılmış derin bir fikir görüyoruz. Sadece bir cam parçası kullanarak, burada sadece suratını görsek de aynısını tüm vücuduna uyguluyor, yüzünü ve vücudunun şeklini, oranını bozarak kendisini/karakterini dış görünüşünün güzelliğinden soyutluyor. Erkek dünyasında bir obje/nesne olarak kullanılmaya alışılmış kadın algısını, kadınların kendi dünyalarındaki özneye çeviriyor. Böylece kadının kimliğini, özünü, anlamını dönüştürüyor ve sanat dünyasında veya toplum için yapılan işlerde (örneğin reklamlarda) görmeye alıştığımız kadın mükemmel ve güzel olmak zorunda algısını yerle bir ediyor.


Ana bir performansında arkadaşı Morty Sklar'ın sakallarını kendi yüzüne yapıştırıcıyla yapıştırarak , tüy ve sakalın dönüştürücü yeteneklerini ve cinsiyet üzerindeki etkilerini araştıran ilk kadın sanatçılardan birisi oldu. Bedeni, kültürel bir konsept içerisine aldı. Arkadaşının sakalını (kadın) yüzüne yapıştırarak, cinsel sınıflandırmaların cinsellikleri çerçeveleyen ve aşırı belirleyen sosyal sözleşmeler olduğunu vurguladı. Mutant bir cinsel kimlik sahneleyen sanatçı, bu sınıflamaları sorunsallaştırdı ve toplumun kadınsılığı ve erkeksiliği ayırarak elde ettiği normatif güzellik algısını bozdu.



Facial Hair Transplants, (1972)


Eserlerinde kanı sıklıkla kullanan Ana, kanı birçok anlamla kullanıyor aslında. İlk olarak, yaşadığı üniversite kampüsünde meydana gelen bir kadına karşı taciz ve ardından öldürülme olayından etkilenerek kanı, 1973 yılında kadına şiddet ve tacizi simgeleyip protesto etmek amacıyla kullanıyor. Eseri 'Untitled/Rape scene' oldukça rahatsız edici görüntüler içeren, adeta gerçek bir taciz olayının ardından kalan fotoğrafları andırıyor. Bu dönemde aynı zamanda 'Self-portrait with Blood' isimli kanlı bir şekilde olan kendi öz portrelerini sergiliyor. Kanı olabildiğince rahatsız edici ve kadına şiddeti simgeleyen bir şekilde kullanıyor.


Self-Portrait with Blood (1973)


Kanı sadece buradaki negatif anlamında değil, aynı zamanda umut,hayat, hayatın gücü, ritüel ve dini gibi pozitif anlamlarda da kullanmıştır.


Body Tracks, (1974)


Ana Mendieta'nın daha birçok etkileyici işi,performansı bulunmakta. Ben burada elimden geldiği kadar beni en çok etkileyen işlerinin altını çizmek istedim. Çok genç bir yaşta(36) talihsiz bir şekilde ölmesine rağmen insanlar üzerinde oldukça etki bırakan bir sanat hayatı olmuş. Birçok yenilikçi sanat eserleri ve konseptler ortaya koymuş ve kışkırtıcı, bir o kadar da insanları düşündürücü performanslar sergilemiştir. İzleyenlerin beden ve zaman, mekan ve doğa arasındaki ilişkileri görme biçimlerine meydan okuduğu işlerinin yanısıra cinsiyet, etnik köken ve milliyetin günlük yaşam üzerindeki somut etkisi konusunda farkındalığı arttırmaya çalışan işlerde ortaya koymuştur.




37 görüntüleme
 

©2020, Sanat Tarihi tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now